Boşanma Avukatı

Boşanma Davaları

Boşanma AvukatıBoşanma davaları evli çiftlerden birinin ya da her ikisinin de boşanma amaçlı açtıkları davalardır. Boşanma davaları sadece bir eş tarafından açılabildiği gibi diğer eşin de karşı davacı olarak açtığı davalara da rastlamaktayız. Bu durumda her iki eşte davacı ve davalı durumundadır. Hakkında boşanma davası bulunan eşin karşı dava açmasında hukuki faydalar olmasına rağmen karşı davacı olmak mutlak bir şart değildir. Genel olarak karşı dava, hakkında bir sebeple boşanma davası açılan davalı eşin, iddia edilen boşanma sebebini kabul etmeyip kendine ait başka bir boşanma sebebi dolayısıyla boşanmak istemesi amacıyla açılır. Örneğin evi terk ettiği gerekçesiyle karısına boşanma davası açan kocaya karşı kadında boşanmak istemesine rağmen, terk sebebiyle boşanmış olmamak için kocasını sadakatsizlikle suçlayıp bu sebeple karşı dava açabilir.

Anlaşmalı Boşanma

Boşanan çiftler arasında boşanma konusunda ve boşanma şartları hususunda tamamen bir mutabakat varsa bu boşanmalara anlaşmalı boşanma denir. Anlaşmalı boşanmalar genel olarak ilk celsede sonlandırılır. Çiftlerin Mahkemeye sundukları protokol Mahkemenin onayından geçer. Çiftlerin sundukları protokolde bariz hatalar, eksik borç edimleri gibi maddeler yoksa Mahkeme genelde bu protokolleri onaylamaktadır. Maalesef ki bu durumlarda da daha sonra çözülmesi güç durumlar ortaya çıkarmaktadır.

Soru: “Anlaşmalı boşanıyorum, eşimle de her konuda anlaştık, Adliyenin önündeki arzuhalciye de 50 TL ye hem dilekçemizi hem de anlaşmamızı yazdırdık, Avukata niye para verelim?”

Sanılanın aksine asıl anlaşmalı boşanmalarda bir boşanma avukatına ihtiyacınız vardır. Çünkü edindiğimiz tecrübelerde gördük ki, konusunun uzmanı ! arzuhalcilerin, internetten alınan kes yapıştır protokollerin ışığında yapılan boşanmalar biz avukatlara en az çekişmeli boşanmalar kadar sıkıntı ve iş yükü getirmektedir. Örneğin bir protokolde hiç önemsenmeden yazılan yıllık nafaka artış oranı bir müddet sonra nafaka yükümlüsüne tüm gelirini dahi geçebilecek taşınmaz bir yük getirebilir. Maaşının ortalama 1/5ini çocuğuna iştirak nafakası olarak vermeyi kabul eden arzuhalcizede bir müvekkilimiz ayrıca protokole yıllık %20 oranda artış koymuştu. Yaptığımız hesaplamada, müvekkilin ödeme yükümlülüğü bitmeden bir zaman sonra maaşının tamamını verse dahi nafakayı tamamlayamıyordu. Şimdi sizlere tekrar soruyorum, sizce bu müvekkilimizin boşanma avukatına vermekten imtina ettiği ücret kendisinden defalarca çıkmadı mı?

Çekişmeli Boşanma

Taraflardan birinin boşanmak isteyip diğer tarafın boşanmaya razı olmadığı yada her ikisinin de boşanmak isteyip, boşanan çiftler arasında boşanma konusunda ve boşanma şartları hususunda tamamen bir mutabakat olmadığı durumlarda çekişmeli boşanma söz konusudur. Uygulamada çok sık gördüğümüz bir husus da anlaşmalı olarak başlayan davaların çekişmeli olarak devam etmesidir. Çekişmeli Boşanma davalarında bir taraf davalı diğer taraf davacı olduğu gibi karşılıklı açılan davalarla her iki tarafta davalı davacı sıfatında olabilir. Çekişmeli boşanma davaları uzun süren davalardır. Bu konuda uzman bir avukatla takip edilmesi adeta zorunludur. Burada bahsettiğimiz zorunluluk kanuni bir zorunluluk olmasa da hak kaybına uğramamak ya da istenilen sonuca ulaşmak için gereken bir zorunluluktur. Çekişmeli boşanmalardaki çekişme konusu çoğu zaman boşanma değil eşlerin müşterek sahip oldukları çocukların velayeti, müşterek edindikleri mal ya da diğer kıymetler, ev eşyası, düğün takıları vb gibi konular olabilir. Avukatsız sürdürülen davalarda, çiftler yıllarca boşanmadan, istemedikleri evlilikleri sürdürmek zorunda kalırlar. Oysa boşanma sonlandırılıp çekişme konusu dava ayrı bir dava şeklinde devam ettirilebilir. Tabi ki bu durum tamamen uzman bir avukatın yapabileceği işlerdendir.

Soru: “Çekişmeli boşanıyoruz, çocuğu ben alabilir miyim? Kocam çocuğun velayetini almakla beni tehdit ediyor alabilir mi? Üç çocuğumuz var birinin velayetini ben alsam? Kız çocuğu olduğuna göre velayet babanındır değil mi?”

Kulaktan dolma, internetten okuma, eksik yada hatalı bilgiler yüzünden çokça bu sorularla karşılaşırız. Bu soruların hiçbir zaman kesin bir cevabı yoktur. Çünkü Mahkemeler yani Hakim her zaman karar verirken “çocuğun üstün yararını” düşünür. Kız çocuğu babaya erkek çocuk anneye verilir inanışı tamamen bir şehir efsanesidir. Çocukların ayrılarak anne ve baba arasında pay edilmesi ise hemen hemen uygulamada hiç yeri olmayan bir ayrımdır. Asıl olan kardeşlerin birbirinden ayrılmamasıdır. Çocuğun velayetinin tayininde çocuğun üstün yararı haricinde çocuğun tercihi tabiki hakimin kararında etkendir. Fakat çocuğun bu kararı verecek yaşta yani temyiz kudretine sahip olması gerekmektedir. Bu yaş içinde kesin bir yaş yada sınır yoktur. Ortalama 12 -14 diyebileceğimiz bu yaş yine mahkemenin görevlendireceği uzman psikologun çocuk hakkında vereceği raporla belirlenir.